Son birkaç aydır alevlenen F ve Q
klavye tartışmasının kökeni çok eskilere dayanıyor. Bu tartışma
aslında bilgisayar klavyelerinin Türkiye'ye yaygın olarak girmeye
başladığı onlarca yıl önce yapılmalıydı.
Konunun zamanında yeterince tartışılmamış olması, medyaya yansımaması,
gündeme oturmaması sonucunda onlarca yıl önce yapılması gereken
tartışma, bugün büyüyor.
Tarih tekerrürden ibarettir diyenlere verilen klasik cevaptır;
tarihten ders alınsa tarih tekrar eder miydi? Ne diyelim, belki bu kez
alırız dersimizi, neden almayalım? Q ve F klavye tartışmasının geç de
olsa bu denli alevlenmesi ve gündeme oturması ümidimi artırıyor. Belki
artık bilişimin sadece kendilerine bilişimci diyen tüccarların
eline bırakılmayacak kadar ciddi yanlarının da olduğunu görmüşüzdür.
Sırada Türkçe karakterlerin dünya standartlarına sokulması, el yazısı
tanıma yazılımlarının Türkçe’yi de tanımasını sağlamak var. İnternette
Türkçe karakter sorunu yaşamak istemiyorsak Türkçe karakter setini
yaygın olarak kullanılan, gerçek standartların içine sokmamız
gerekiyor. Ayrıca Sanayi Bakanlığı'nın da kendine gelip,
Türkçe’yi tam olarak desteklemeyen ürünlerin ithalatına kısıtlama
getirmesi şart.
Bilişimde Türkçe gündemi
F ve Q klavye tartışmasıyla birlikte, Türkçe’yi bilişim
teknolojilerinin bazı tehditlerinden korumanın yollarını da
araştırmaya başladık. Konu ATV ana haber bülteni, NTV
n-moda programı, Milliyet gazetesi Çapraz Ateş köşesi ve
Tempo dergisi Zeynep Bölükbaşı imzalı haberinde etraflıca
işlendi. Bu satırları yazdığım gün Swissotel'de gerçekleşecek,
iki bin kişinin katılacağı SAP Teknoloji Günleri'nin kapanış
panelini yönetmeye de hazırlanıyordum. Konusu tahmin edebileceğiniz
gibi yine bu meseleydi. Pazartesi günü yani yarın, saat 18.30'dan
sonra Cine 5'te yayınlanacak Başka Yerde Yok programında
Mehmet Barlas'ın konuğu olacağım. Yine bilişim teknolojileri ve
kültürümüzü konuşacağız. 7 Nisan 2003 günü ise Türk Dil Kurumu'nda
gerçekleştirilecek 'Türkiye'de İnternet'in Onuncu Yılında İnternet ve
Türkçe' başlıklı panele konuşmacı olarak katılacağım. Hepinizi
beklerim.
F Klavyemi Geri ver
F klavye konusundaki yazılarıyla, tartışmanın çok geniş bir kesime
yayılmasını sağlayan Doğan Hızlan bu yazılarından birinde, F ve
Q klavye tartışmasını mutlaka bir kampanyaya dönüştürmem gerektiğini
söylemişti. Ben de bu sayfadan, Doğan Hızlan'ın bu önerisinin
ardından, kampanya açmamın artık boynumun borcu olduğunu belirtmiştim.
Kampanyaya destek verdiğini açıklayan Medyatava.net ve
ActiveBuilder.com ile hazırlıkları yaptık ve kampanyayı açtık.
Artık bizleri mesaj yağmuruna tutan okurlarımızı ve Türkçe’nin
yaşamasını isteyen herkesi bu kampanyaya bekliyoruz. Kampanya
sitesinde, kendi görüşlerinizi herkesle paylaşabileceğiniz bir forum
alanı da mevcut. Bu foruma gelen mesajlardan seçmeleri her hafta
Hürriyet'teki köşeme de taşıyacağım.
medyatava.net/turkce
Q kullanıyorum ama
Kendim Q klavye kullanıyorum. Çünkü kullanmaya başladığımda çevremde
hiç F klavye olmamıştı ve hatta Q daha iyi diyenler oluyordu. Ana
çözümü kendimce şu şekilde görebiliyorum:
1- Üniversitelerdeki bilgi işlem merkezleri ile bilgisayar
mühendisliği bölümlerinin F klavye kullanmaları için zorunlu ortamlar
yaratılmalıdır.
2- Kendisi bilgisayar mühendisi ya da bilgi işlem merkezi vs gibi
sorumlular olup, çalıştıkları firmalarda ya da işyerlerinde Q kullanan
şimdiki yetkili kişiler, F klavyeye bir kampanya ile dönmelilerdir.
Geçiş sürecinde yaşanacak kısa süreli kullanım sıkıntısı eminim daha
büyük faydalara gebedir. Dolayısıyla F klavye kullanan bir bilgi işlem
yetkilisi F klavyeyi önerecek, satın almasında F klavyeyi tercih
edecek ve diğer çalışanların da kullanmasını sağlayacaktır. İkna da
eder üstelik.
3- F klavyenin daha ucuz olması sağlanmalı.
Caner Cangül
Ruslar Çinliler Araplar
Hıncal Uluç diyor ki, dışarıya giden birisi öğrendiği F tipi klavye
ile yazı yazacağı klavye bulamayacak... Giden kişi diyorum ki, olsa
olsa ya benimdir ya da benim gibi dışarısıyla iş yapan, işi olan
herhangi bir öğrenci ya da işadamı, vs. Bildiğimiz Türkçe ile
tuvaletimizin geldiğini bile anlatamadığımız gibi F klavye bilgimizle
bunu edinemeyeceğimiz de kesin. Ne yapıyoruz, madem işimiz var,
İngilizce öğreniyoruz, ne yapıyoruz, bir zahmet Q klavye kullanmayı da
az buçuk öğreniyoruz.
Ruslar, Çinliler ve hatta Araplar bile Hıncal Bey’in umursamadığı
kadarını vakti zamanında gerekli kulislerini yaparak göstermişler.
Kunter İlalan
Türkçe onur veriyor
Türkçe’yi savunmak kendi başına bir onur vesilesi ama bu konuda takdir
edildiğini bilmek, bu onuru kat ve kat artırıyor. Sevgili Emre
Kongar'ın F klavyeyle ilgili bu haftaki nefis yazısını okuyunca,
içimde doğan duyguları paylaşmak isteyip, kendisine bir mesaj
yazmıştım. Sadece o yazıyı tebrik etmek için değil, gençlik
yıllarımdaki kişisel gelişimimde yazılarının payı olduğunu kendisine
belirtmek ve ödeyemeyeceğim bu borcumu en azından manen paylaşmak
için... Hukukun Egemenliği Derneği'nden gelen haber de, beni
onurlandırdı. Ayın onur kişisi olarak seçilmişim. Genel Başkan
Erdem Akyüz'ün bu seçimin nedenini açıklayan ifadeleriyle iyice
duygulandım; ''Bilgisayar, internet ve bilişim alanında halk
tarafından anlaşılacak biçimde kaleme aldığı eğitici yazıları yanında,
bu teknolojiyi toplumsal ve kişisel yaşam alanına indirgeyerek yaptığı
açıklamaları ile, Türkçe, Türk Dili ve milli değerleri koruma
alanındaki kararlı tutumu''... Bundan güzel bir hediye olamazdı, çok
teşekkür ederim. hed.org.tr
Üç klavşörler
''F'' klavye kazanı kaynadıkça kaynıyor. Küçük bir kıvılcımla
alevlenen tartışma büyüdükçe büyüyor, her geçen gün yepyeni bir alana
sıçrıyor.
Bu ''F'' klavye, ''Q'' klavye tartışmasını Alexandre Dumas'nın
unutulmaz romanı ''Üç Silahşörler''e benzetmeye başladım. Üç
Silahşörler, pek çok edebiyat eleştirmeni tarafından küçümsenen bir
romandır. Tarihsel gerçeklikten yoksun oluşu, karakterlerinin
yüzeyselliği, anlatımının basitliğiyle burun kıvırtmıştır bazılarına.
Ama eleştirmen A. Ömer Türkeş, Pandora.com.tr için
yazdığı yazıda bakın ne diyor Üç Silahşörler için: ''Bütün edebiyat
tarihinde kaç yazara Dumas kadar heyecanlı hikayeler anlatmak nasip
olmuş, kaç yazar okunabilirliğini bugüne dek sürdürebilmiştir? Varsın
yüksek edebiyata dahil olmasın, Üç Silahşörler okunmaya değer bir
roman.''
Emre Kongar Porthos ve Emre Aköz Athos'la birlikte üç
klavyeşörleri oynuyoruz. (Aramis rolünü çaktırmadan nasıl
kaptım ama?..) Bilgisayar ithalatçılarının kutsal ''Q'' ittifakına
karşı, aramıza sonradan katılan doğuştan şövalye, Doğan D'Artagnan
Hızlan'la birlikte savaşıyoruz. Kardinal Q'nun karşımıza
sürebildiği tek bir silahşör var, o da Hıncal Rochefort Uluç.
Macera bundan ibaret olsa, olaylar dördümüz, hadi bilgisayar
ithalatçılarını da sayalım beşimiz arasında geçse çok yavan bir hikaye
olurdu. Ama kitabın her bölümünde, tartışmanın her safhasında yeni
yeni kahramanlar giriyor hikayeye. Üstelik beklenmedik, nevi şahsına
münhasır kişilikler bunlar. Örneğin sarayın çeşnicibaşısı Tuğrul
Şavkay, saray falcısı Burak Özdemir ve ''sans q''ların
abisi Erkan Çelebi de F'ci silahşörlermiş de haberimiz yokmuş.
Ya da bakın mesela, bugün kim aradı beni? Sezen Cumhur Önal'ın
da bir ''F'' klavye savunucusu olacağı aklınıza gelir miydi?
Tartışmanın romantik kahramanını da bulmuş olduk böylece, kadro tam
oldu. Sezen Cumhur Önal Türkçe’ye sadece klavye ve teknoloji düzeyinde
sahip çıkmakla kalmıyor, romantik bilgeliğiyle gündemdeki başka bir
konuya daha dikkat çekiyordu. Sezen Cumhur Önal Eurovision Şarkı
Yarışması'na İngilizce bir şarkıyla katılacak olmamızı
eleştiriyordu. Biraz düşünüp, hemen hak verdim. Sahi, ''Eurovision''
gibi farklı kültürleri popülarize etmeyi amaçlayan bir şarkı
yarışmasına Türkçe seslendirilmeyen bir şarkıyla katılacak olmamızın
mantığı nedir ki? ''Yarınlar Bizim''den bu yana yıllar geçti,
AET AB oldu, biz hálá tıklatmak yerine, koçbaşıyla vuruyoruz kapısına.
Sanıyoruz ki, adamların bizi kabul etmemesinin sebebi kendi
kültürümüzü geliştiremememiz değil de, onların kültürünü aynen kopya
etmememiz.
Hıncal Uluç'un ''Q'' savunusunda kullandığı temel argümanlardan biri
de aynı yanılgıya dayanıyor. Dünya ''Q'' klavye kullanıyor, diyor
Sevgili Hıncal Uluç, o yüzden yurtdışına gittiğinizde deli danalar
gibi ''F'' klavye arayıp bulamayacağınız, halbuki eğer ''Q'' klavye
kullanıyor olsaydınız sürü sebil klavyeyi emrinize amade bulacağınız
için ''F''yi atın, baştan ''Q'' kullanın.
Aynı mantıkla iyisi mi biz Türkçe’yi toptan başımızdan atalım. Öyle
değil mi ya, yurtdışına çıktığımızda derdimizi anlatacak Türkçe bilen
biri arayıp bulamayacağımıza, halbuki eğer İngilizce bilseydik sürü
sebil kişiyle iletişim kurabileceğimize göre, Türkçe’yi atalım, resmi
dil olarak baştan İngilizce’yi kabul edelim. Sezen Cumhur Önal sağ,
ben selamet, gerisi milli felaket...
Kaynak:
http://www.medyatava.net/fklavyeyazilar.asp?yazar=yurtsan+atakan |